Geleneksel Gölge Oyunumuz Karagöz ve Hacivat

 Bir önceki yazım, genel  “kukla sanatı” hakkındaydı.  Bu yazımda ise daha ayrıntılı olarak, çok zengin bir kültüre sahip olan geleneksel gölge oyunumuzdan bahsetmek istedim. Karagöz ve Hacivat ‘ın kendine ait mistik evreni beni hep çok etkilemiştir. Kendine has çizgi karakteriyle insanların, evlerin, hayvanların, ağaçların dünyasının, nostaljik bir çocuk oyunundan fazlası olduğunu düşünürdüm hep.
Yıllar sonra, muhteşem bilgi kaynağı internetin hayatımıza girdiği yıllarda, ünlü gölge oyunu sanatçısı Emin Şenyer’in (Nam-ı diğer Hayali Saraç Emin) karagöz.net isimli sitesine rastlamamla bu konuda yanılmadığımı anladım. En önemli geleneksel sanatlarımızdan Karagöz ve Hacivat ile ilgili şaşırtıcı, heyecan verici ve hüzünlendirici pek çok bilgiye erişebildim.

geleneksel-golge-oyunumuz-karagoz-ve-hacivat

Karagöz ve Hacivat

Kökeninin nereden geldiği ile ilgili ihtimallere girmeyeceğim, bu tarz ansiklopedik bilgiler zaten her yerde var. Beni en çok etkileyen, Karagöz’ün başlangıçta siyasi taşlamalar içeren, yetişkinlere yönelik bir oyun olmasıydı. Hikayelerin bir çoğu mistik ve tekinsiz metinlere sahipti. Hatta Karaköy civarında, denizciler için, erotik konulu Karagöz oynatan yerler vardı. En popüler olduğu yıllarda öykülerin genel bir kurgusu olmakla birlikte, diyaloglar doğaçlama ve gündeme uygun olarak yapılıyordu. Tanzimat dönemi‘nde getirilen sansürler ve metne bağlı kalma zorunluluğuyla birlikte özelliğini yitirip halkın ilgisini kaybetmeye başladı ve sonunda didaktik senaryolarla oynatılan bir çocuk oyunu haline geldi.
karagöz.net ‘de bir makale vardı ki beni gerçekten derinden üzdü. Karagöz sanatçısı ve araştırmacı Ünver Oral yıllar önce tezini Karagöz ve Hacivat üzerine yapmak isteyen Danimarkalı bir kadın öğrenciden bahsediyordu. Bu hanım tezi için Türkiye’ye gelmeden önce yolu üzerindeki Yunanistan’a uğramıştı. Burada Yunan Karagöz’ü olan“Karagiozis” ile ilgili bolca broşür, kitap, plak ve tiyatro görünce çok sevinmiş ve “kimbilir anavatanı olan Türkiye’de neler bulurum” diyerek orada herhangi bir araştırma yapmamıştı. İstanbul’a gelip, bir çatı katı tutmuş ve heyecanla kendini Beyoğlu’na atıp kitapçıları gezmeye başlamıştı. Tahmin edebileceğiniz gibi, ne bir kitap, ne bir oyun bulabilmişti. Tesadüfen eline geçen bir broşürden Ünver Oral’a ulaşsa da sonuç olarak hevesini kaybedip ülkesine dönmüştü. (İlgili makaleye buradan ulaşabilirsiniz.)

Karagöz ve Hacivat

Yeniçeriler (2011, Belçika) Karagöz’ün yapım tekniğinden esinlenerek hazırladığım, altı hareketli, sırsız seramik heykel.

Kendi kültürümüzü ve sanatımızı bu kadar dışlamamıza rağmen, sayıları az da olsa, neyse ki hala çok değerli gölge oyunu sanatçılarımız var. Bundan sonraki yazılarımda, çok değerli iki “hâyalî”yi (Karagöz oynatıcısı) size tanıtıp onlarla yaptığım röportajları yayımlayacağım . Biri Metin Özlen‘in öğrencisi, Hâyalî Saraç Emin (Emin Şenyer). Diğeri de bu yıl 19.su yapılacak İstanbul Kukla Festivali’nin kurucusu ve yöneticisi Cengiz Özek. Onlara sorduğum sorularla hem kendimi hem sizi bilgilendirmek istedim.
Kim bilir,belki ülkemiz ve kültürümüz için gereken farkındalığı birlikte yaratırız.
Sevgilerimle….

Not: “Kukla Sanatı” konulu mini dizime ait röportajları ve diğer yazıları üzerlerine tıklayarak okuyabilirsiniz:

Türkiye’de ve Dünyada Kukla Sanatı

Emin Şenyer (Nam-ı diğer Hayali Saraç Emin) Röportajı

Cengiz Özek Röportajı

-Asuman Sübay Röportajı

-Pınar Akpınar Röportajı

İstanbul Kukla Festivali’nde sahne alacak gölge oyunları:

“Büyülü Ağaç” Cengiz Özek
16 Ekim Pazar 14:00 Küçükçekmece Sefaköy KSM.
18 Ekim Salı 10:30 Caddebostan Kültür Merkezi
23 Ekim Pazar 14:00 Küçükçekmece Cennet KSM.
27 Ekim Perşembe 11:00 Akbank Sanat
30 Ekim Pazar 14:00 Küçükçekmece Atakent KM.

“Çöp Canavarı” Cengiz Özek
19 Ekim Çarşamba 10:10 Terakki Okulları
19 Ekim Çarşamba 13:10 Terakki Okulları
20 Ekim Perşembe 14:00 Küçükçekmece Cennet KSM.
28 Ekim Cuma 11:00 Akbank Sanat

“Yalancı Karagöz” Emin Şenyer
19 Ekim Çarşamba 11:00 Yunus Emre KM Turhan Tuzcu Sahnesi

“Dünyanın Yemeği” Tiyatrotem
18 Ekim Salı 20:00 Yunus Emre KM. Turhan Tuzcu Sahnesi

Türkiyede ve Dünyada Kukla Sanatı

 Kukla Sanatı ile ilk kez karşılaşmam 7-8 yaşlarımdayken olmuştu. Annemin götürdüğü, yanlış hatırlamıyorsam Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde sahne alan bir kukla tiyatrosunu seyredip büyülenmiştim. Hala devam eden ilgimin sebebi donuk ifadelerindeki gizem mi, renkli dokuları ve kıyafetleri mi yoksa nostaljik olmaları mı bilmiyorum.

kukla sanatı

Asuman Sübay’ın kukla atölyesinden….

Bence kukla Sanatı, üç boyutlu oyuncularıyla, tiyatro ve heykel sanatlarının buluştuğu, çok özel bir disiplin. Tabi gölge oyunu deri üzerine çizilmiş figürleriyle, farklı olarak resim ve tiyatroyu birleştiriyor. Çok geniş bir konu olması dolayısıyla, özel olarak bir sonraki yazımı geleneksel gölge oyunumuz “Karagöz“e ayıracağım. Sonraki günlerde de sizinle ünlü kukla ve gölge oyunu sanatçılarıyla yaptığım röportajları paylaşacağım. Umarım festival öncesi, kuklalar hakkında hazırladığım bu mini dizi sizi de, benim gibi mutlu eder.
İstanbul Kukla Festivali bu yıl, 15-30 Ekim tarihlerinde perde açacak. Dünyanın farklı yerlerinden ve ülkemizden 20 grubun katılacağı etkinlikle ilgili bilgilere istanbulkuklafestivali.com/tr/ adresinden ulaşabilirsiniz. 19 yıldır düzenlenen festivalin kurucusu ve yöneticisi Cengiz Özek‘le, yaptığım röportajda, şimdiye kadar 250’nin üzerinde grubun ve 2000 civarı sanatçının ülkemizde ağırlandığını öğrendim. En güzeli de her bir oyunun kapalı gişe oynanması, ki bunun da kukla tiyatrosu kurmak isteyen tüm sanatçılara cesaret verebileceğini düşünüyorum.
Seramik Bölümü’nü çok severek okudum ve çamura aşığım ama ilerde yüksek lisansımı farklı bir bölümde yaparak değişik yönlerde de gelişmek istiyorum. Özellikle sanat tarihi ve kuklacılık branşları var aklımda. Ne yazık ki ülkemizde sadece üç üniversite, akademik olarak kuklacılık eğitimini, , “Sahne Dekor ve Kostüm Tasarım Bölümü” altında veriyor. Aslında röportajları yapmamın bir nedeni de kendimi ve sizi bu konuda nasıl profesyonel bir eğitim alabileceğimiz  konusunda bilgilendirmek.

yeniceri-1

Yeniçeriler (2011)-Karagöz’ün yapım tekniğinden esinlenerek hazırladığım, altı sırsız seramik kukladan biri

Bu arada ilginizi çekiyorsa “Yetişkinler İçin Kukla Temalı Filmler” başlığıyla Onedio‘da oluşturduğum galeriye de bir göz atabilirsiniz. Özellikle “Being John Malkovich”i, “Strings”i ve Karagözün yapım tekniğinden esinlenen animasyon sanatçısı Lotte Reiniger‘ın 1926 yapımı “Prens Ahmed’in Maceraları”nı tavsiye ediyorum.
Yukarıda da bahsettiğim gibi cumartesi yayımlayacağım bir sonraki yazımın başlığı “Geleneksel gölge oyunumuz Karagöz” olacak. Sonraki günlerde de birbirinden değerli ipli kukla ve gölge oyunu sanatçılarıyla yaptığım röportajları ekleyip, festivalde izleyeceğim oyunları size anlatacağım. Çok popüler bir konu olmasa da yazılarımın sizi neşelendireceğini ve işinize yarayacağını umuyorum.

Sevgilerimle…

Not: “Kukla Sanatı” konulu mini dizime ait diğer yazıları ve röportajları, üzerilerine tıklayarak okuyabilirsiniz:

Geleneksel Gölge Oyunumuz Karagöz ve Hacivat

Emin Şenyer (Nam-ı diğer Hayali Saraç Emin) Röportajı

Cengiz Özek Röportajı

-Asuman Sübay Röportajı

-Pınar Akpınar Röportajı

Not 2: Aşağıdaki videodaki muhteşem dansöz, ipli kukla sanatçısı Pınar Akpınar‘a ait. Röportaj sonrası, hiç aklımda yokken, Pınar’ın  önerisiyle aniden çektiğim için biraz amatörce oldu ama yine de eklemek istedim. Ne de olsa benimki samimi bir blog. Bundan sonra daha iyilerini çekeceğim efendim.