Seramik Çamuru, Polimer Kil ve Air Dryer nedir? Farkları, Avantajları, Dezavantajları Nelerdir?

“Seramik sanat mıdır?” isimli yazımda, çamurla çalışmaya yeni başlayacaklar için temel bilgiler vermiştim. Bu yazıda ise malzeme olarak seramik çamuru ve alternatifi olabilecek polimer kil ve air dryer hakkında daha ayrıntılı bilgiler vereceğim.
Kil de dediğimiz seramik çamuru, doğada bulunan dolomit, sülyen gibi ham maddelerin endüstriyel makinelerde öğütülüp belli oranlarda karıştırılmasıyla hazırlanır. Yapımı zor olduğu için sanatçıların bir çoğu, vakumlu, hazır çamurları kullanırlar. Kil çeşitlerini incelemek ve satın almak için, benim de alışveriş yaptığım Hobi Seramik‘in sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Seramik çamurunu şekillendirmek için, diğer malzemelere göre fazla kas gücü gerektirmez. Yaprak, dantel gibi dokulu objeleri kullanarak seramik plakalara çok güzel desenler yapabilirsiniz. Fiyatı da uygundur. (Klasik çömlekçi çamurunun 20 kilosu 22 tl.)

Seramik çamuru

Seramik çamuru ve şekillendirme aletleri

Çamurun dezavantajlarına gelirsek: Kilden objeler yapıldıktan sonra yaklaşık bir hafta kurutulmalıdırlar. Sonrasında özel seramik fırınında, cinsine göre 800-1000 derece arasında, 7 saat civarında pişirilir. Sonra “sır” dediğimiz seramik boyası uygulanır ve bu kez sırın cinsine göre, yeniden 1000-1080 derecede pişirilir. Fırının soğuması da yaklaşık 1,5 gün sürmektedir. Yani kısaca bu sanatı yapmak için yüksek derecelere çıkan bir fırına ve bolca sabra ihtiyacınız var. Tabi, sonuç o kadar güzel oluyor ki bence buna değiyor.

dokulu-seramik-taki-2

Yazıda anlattığım gibi, dantelle doku verilmiş seramik plakadan yaptığım yaka kolye.

Eğer, bir atölyeye gitmeden evinizde yapacağınız bir hobiniz olsun istiyorsanız, kendinden renkli bir seramik hamuru olan polimer kille çalışabilirsiniz. Polimer kilden hazırlanan objelerin kurumasını beklemenize gerek yoktur. Ev fırınında, 130 derece, eserlerinizi fırınlayabilirsiniz. En çok bilinen marka Fimo ve ucuz bir alternatif olan Cernit bana fazla sert geliyor. Sculpey yumuşak kıvamı ve zengin renkleriyle favori markam. Sculpey bulamadığım zaman aldığım Premo‘dan da memnun kalıyorum.
Fakat her güzelin bir kusuru olduğu gibi, polimer kil de oldukça pahalı bir malzeme. 60 g.’lık mini paketlerin 8-15 tl arasında değişiyor. (Ki genellikle ne kadar çok renk kullanırsanız o kdar güzel oluyor) Bu yüzden polimer kil, toka, takı, magnet, notluk gibi küçük objelerin yapımına daha uygun.

Polimer kil

Polimer kille yapılmış takılar.

Bir de hiç fırınlama gerektirmeyen, havayla kuruyan killer var. (Air dryer clay) Fiyatları da polimer kile göre çok daha makul. Atölye dışında da workshoplar verdiğim için bu tarz malzemelere ihtiyacım oluyor. Bu nedenle Das markayı denedim ama memnun kalmadım. Bana kıvamı fazla vıcık vıcık geldi ama tabi doğal seramik çamuruna alışık olduğum için olabilir. İlginizi çektiyse denemenizi tavsiye ederim. Kuruduktan sonra akrilik, guaj gibi boyalarla renklendirebilirsiniz.
Eğer hiç masrafa girmeyeyim diyorsanız evde tutkal, gliserin, nişasta gibi malzemelerle kendi seramik hamurunuzu hazırlayabilirsiniz. İnternet ortamında bir çok tarif var. Önümüzdeki günlerde ben de bu konuda bir çalışma yapıp reçetemi ve yaptığım objeleri sizlerle paylaşacağım.
Umarım kendine bu tarz bir hobi seçmek isteyenlere yardımcı olabilmişimdir.  Polimer kil ve seramik konusunda daha fazla görseli ve benim yaptığım atölyeleri  merak ediyorsanız kişisel tanıtım sitemdeki workshoplar bölümünü ziyaret edebilirsiniz. Sorularınız varsa cevaplandırmaktan mutluluk duyacağım.
Sevgiyle ve sanatla kalın…

Kurumsal Hayatın Sıkıcılığı ve Çıkış Yolları

Merhaba. Taze blogum “Arakne’nin sanat aşkı”ndaki ilk yazıma kendimi sizlere tanıtarak başlamak istiyorum. Ben Azime, çok güzel bir ev/atölyem var, duvarlarındaki resimleri de kendim çizdim. Burada seramik heykeller ve takılar yapıyorum. Aynı zamanda sanat yapmak veya sadece rahatlamak isteyen dostlara workshoplar veriyorum. Çalışmadığım zamanlarda genellikle seyahat ediyorum, sanat etkinliklerini takip ediyorum ve yemek yapıp arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Kurumsal hayatın sıkıcılığı ve çıkış yolları başlığını seçmemin nedeni ise bir zamanlar sevmediğim bir masa başı işinde mutsuz geçirdiğim günler ve yolumu seçme hikayemi sizlerle paylaşmak istemem.

mandala-10

Sanatsal workshoplara katılmak kurumsal hayatın sıkıcılığı ile baş etmek için iyi bir yol.

Küçüklüğümden beri resim yapan ve hayaller kuran bir çocuk olmama rağmen, her başarılı öğrenci gibi mühendis veya doktor olmaya şartlanmıştım. Böylece üniversitede Jeoloji Mühendisliği okudum fakat aklım hep sanattaydı. Pera Güzel Sanatlar Akademisi‘nde takı tasarım eğitimi alıp bir atölyede, endüstriyel takı tasarımcısı olarak işe başladım. Ama bu da beni tatmin etmemişti, özgürce sanat yapmak isteğimi bastıramıyordum.  Üç yılın sonunda zor da olsa istifa edip, güzel sanatlar akademileri için hazırlanmaya başladım. Her bakımdan çok zor bir karardı, herkes para kazanmayı bırakıp ikinci bir üniversite okuma kararımı aptalca buluyordu. Ama dediğim gibi başka bir şey düşünemiyordum. Sonunda Marmara Üniversitesi’nde, ilk tercihim olan seramik bölümüne girdim.

Kurumsal Hayatın Sıkıcılığı

Atölyem ve duvarda başlayıp tavanda biten stilize Şahmaranım

Ne yazık ki ülkemiz yanlış yapılmış tercihler ve gerçekleştirilememiş hayallerle dolu. Bu blogu yazma amaçlarından biri de benim gibi olan insanlara, elimden geldiğince fikirler vermek ve hayatlarını güzelleştirmeye yardım etmek. Tabi ki bu ekonomik koşullarda herkes içinden geldiği gibi davranıp, köprüleri atamayabilir ama mutlu olabilecekleri alternatif bir yolun bulunabileceğine inanıyorum. Bu yol bir hobi kursu, workshop veya yüksek lisans programı olabilir. Belki cevabın ne olduğunu birlikte bulabiliriz. Hafta bitmeden yazacağım, bir sonraki yazımın başlığı “Güzel sanatlar fakültelerine alternatif sanat eğitimleri” olacak.

Yorum bölümünden bana, aklınızdaki tüm soruları sorabilirsiniz. En kısa zamanda cevaplayacağım. Sanatla ve neşeyle kalın.

 

Sevgilerimle,
Azime Özgen