Bloguma İsmini Veren Mitolojik Kahraman “Arakne”nin Hikayesi

Gelen sorular üzerine, bu hafta, sizlere bloguma ve bir seramik eserime ismini veren mitolojik kahraman “Arakne”nin hikayesini anlatacağım.

paulo-veronese-arakhne

Paulo Veronese’nin “Arachne or Dialectics” isimli tablosu (1520)

Yunan mitolojisindeki, Lidya’lı Arakne çok güzel dokumalar yapan, hırs küpü bir kızdır. Yetenekli olduğu kadar küstahtır da. Sürekli “Benim dokumalarımın üzerine yoktur” der, durur. Bu sözler dokumacılar tanrıçası Athena‘nın kulağına gider ve onu çok kızdırır. Athena, Arakne’yi yarışmaya çağırır. Tanrılar Konseyi de jüri olacaktır. Athena, gergefine rengarenk çiçekler işler. Arakne ise gökyüzünü en muhteşem haliyle resmeder ve gerçekten de tanrıçadan daha iyi iş çıkarmıştır.

 Fakat o da ne! Arakne dokumasının bir kenarına Athena‘yı ağzı dikili bir şekilde işlemiştir. Tanrıça çıldırır, sıradan bir insan nasıl kendisi gibi Zeus‘un en kıymetli evladına meydan okuyup hakaret edebilmiştir. Hemen kızcağızı çirkin bir böceğe çevirir ve “Merak etme, yine dokuma yapmaya devam edeceksin ama insanlar senin dantellerinden nefret edecek,onları yırtıp atacak.” der. Arakne artık bir örümcektir…
Yine de hırslı kızımız vazgeçmez. İnsanoğlu eserlerini yırtar, o yine yapar. Tahminlerin aksine sağlamdır da iplikleri. Kurşun geçirmez yelek yapımında bile kullanılır. (Son iki cümle gerçektir, araştırabilirsiniz.)
Ben de hırsıyla, azmiyle, meydan okumasıyla kendime yakın hissettiğim bu mitolojik karakterden yola çıkarak seramik bir örümcek ağına kendi yüzümü işlemiştim. (Geçtiğimiz yaz 44A Galeri’de, “Otoportreler” isimli sergide yer aldı.) Her ne kadar artık giderek daha dingin bir karaktere evrilsem de blogumun isminin de “Arakne’nin Sanat Aşkı” olmasını istedim.

arakne

Arakne ve Tanrılar Konseyi- 2016 (Örümcek ağı formlu seramik enstalasyon.)

Sanırım aslında bir zamanlar bu hikayenin yazılma amacı kibrin, hırsın, övünmenin kötü bir şey olduğunu anlatmaktı. Ama “öz güvenin” ve “sınıfsal eşitliğin” önemli bir değer haline geldiği günümüzde, hikayeyi farklı algılayıp yorumlamakta sakınca görmedim.
Biraz sivri de olsa Arakhne‘yi takdir ediyorum. Bir zamanlar akademide, hocalarıyla yıldızı pek barışmayan bir sanatçı adayıyken, şu anda mezunlar arasında, profesyonel olarak sanatla uğraşan çok nadir kişilerden olduğum düşünülürse, biraz kibir ve hırsın zararı yoktur diyorum.
Sevgiyle ve sanatla kalın, tutkularınızdan vazgeçmeyin…

Not: Her mitolojik anlatı gibi bu öykünün de pek çok versiyonu var. Ben çocukluğumda, radyoda dinlediğim hikayeden aklımda kalanı, yorumumu katarak anlattım.